ANNELİK…

ANNELİK Mİ YOKSA ANNE OLDUĞUNU İSPAT ETMEK Mİ ZOR?

Öyle anne mi olunur ? Oysaki baştan beri bunun mücadelesi başlamıştır hayatınızda, bebeğiniz karnınızda oluştuğu ilk andan beri.

  Ve bebeğinizi büyütme şekilleriniz; Ben bebeğimi şu veya bu şekilde büyüteceğim diye kendi metodunu uygulamak ister her anne. Tabi bende öyle.  Ama öyle mi oldu? Öyle olsun diye yıpranmak mı, kendi hayat düzeniniz de bile müdahale varken bebeğiniz için olmaz mı? Buna mükemmel anne sendromu mu dersiniz yoksa hayır sen bir anne gibi düşünüyorsun mu dersiniz bilemem. Şu var ki anne olarak verilen mücadele değil anneyim bu çocuk benim, bu çocuğu ben tanıyorum diye açıklama yapmak ikna etmek karşı tarafa bunu anlatmak insanı yıpratan en büyük problem.

  Bebeğim yeni doğmuştu. Hamileliğimin son aylarında; doğumdan sonra ne yapmak gerekir, neler olur, bebeğe nasıl davranılmalı, göbek bağı düşmeden yıkanıp yıkanmamalı mı diye bir çok yazı okuyordum. Sonra mantıklı olanın tabi ki de yıkanmaması olduğunu öğrendim. Çünkü bir çok makalede yazdığına göre bebeklerin göbek bağı kuru tutulup hava alması engellenmeli, eğer yıkanırsa bebeğin ısı dengesini koruyamadan yıkanıp şekeri düşebilir korkmasına neden olabilir vs. gibi bir çok sebep vardı. Mantıklı gelen buydu kuru olması erken düşmesini de sağlıyordu. Ben de yıkamamaya karar verdim ama anne olarak ilk mücadelem burada başladı. Her ne kadar hayır desem de doğum yaptığım hastanede taburcu olurken gelen çocuk doktoru: “Oda neymiş yıkayın öyle şey mi olur.” dedi. Ve bunun üstüne 3 gün annem ve kayınvalidemin baskısıyla bebeğim suya sokuldu. Belki de göbek bağının düşmesine 1 ya da 2 gün kalmıştı. Akşam oldu bebeğimin sancıları başladı. Sabaha kadar ağladı. Karnına bebek masajları bile yaptık fayda etmedi.  Beşinci gün doktora gitmeye karar verdik ve aile sağlığı merkezindeki hekim: “ Neden bebeğinizi yıkadınız, bebeğinizin göbeğine gümüş sürülmesi gerekiyor.” dedi. Bunu duyunca apar topar doğum yaptığım hastaneye gittim. Orada gümüş sürüldü. Bizi taburcu eden doktoru bulup kendisine yıkayın yıkayın bir şey olmaz demesinin sonucu göstermek istedim ama o gün izinliydi. Yani demem o ki anne olmak inanın zor değil; tamam belki yorulduğumuz zamanlar, destek istediğimiz anlar oluyor ama “ Bu benim bebeğim ben onu tanıyorum bırakın hislerime göre hareket edeyim.” diyemiyorsunuz maalesef.

  İçimizdekileri anlatmak onları açıklamak insanları ikna etmek ama başaramamak bu yaşadığımız mücadelede en zor kısımlarından biri. Belki mükemmel anne sendromu gibi düşünsek de asıl sebep dış mücadeleyle başa çıkabilmek bebeğinizi kendi doğrularınızın içinde büyütmek için ikna savaşının içine girmek çözüm.  Maalesef ben hala bir çözüm bulamadım ama kendime bir söz verdim bu çekişme böyle sürüp gidecek. “ Gördün mü çocuk senin dediğin gibi yetişmiyormuş.” cümleleri duyman için elinden geleni yapacaklar.

   Sen sen ol doğru bildiklerinden vazgeçme ve anneliğin iç sesine kulak ver…

Write a comment